<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2009-12-31 01:07:06]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://naz.mylivepage.com</docs><link>http://naz.mylivepage.com</link><description>ALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ :: MyLivePage</description><title>ALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ</title><image><title>ALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ</title><url>http://avatar001.mylivepage.com/chunk1/12723/10.jpg</url><link>http://naz.mylivepage.com</link><description>ALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ :: MyLivePage</description></image><category>Other</category><ttl>60</ttl><item><title>Ich will Erinnerung bewahren</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/17/Ich%20will%20Erinnerung%20bewahren</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Ich will Erinnerung bewahren.«&lt;br&gt;&#13;
Als ich Mario Conde erfand, wurde sein Interesse für die&lt;br&gt;&#13;
Erinnerung bald zu einer seiner wichtigsten Eigenschaften.&lt;br&gt;&#13;
Aus mehreren Gründen. In Kuba erleben wir seit vierzig&lt;br&gt;&#13;
Jahren historische Augenblicke. Wann immer sich eine&lt;br&gt;&#13;
Gruppe zusammenfindet, ist es ein historisches Treffen,&lt;br&gt;&#13;
wenn ein Gebäude errichtet wird, ist es immer ein historischer&lt;br&gt;&#13;
Bau; und die Erinnerung verwässert bei so vielen historischen&lt;br&gt;&#13;
Ereignissen, wie sich zur Zeit zutragen. Und das&lt;br&gt;&#13;
ist mein Anliegen seit ich Journalist bin: die Erinnerung dieses&lt;br&gt;&#13;
Landes bewahren. Vor allem die Erinnerungen am Rand,&lt;br&gt;&#13;
manchmal sogar außerhalb der Geschichte. Diesen Charakterzug&lt;br&gt;&#13;
habe ich der Figur von Mario Conde eingepflanzt.&lt;br&gt;&#13;
In Ein perfektes Leben oder Labyrinth der Masken ist das&lt;br&gt;&#13;
sehr gut sichtbar. Seit Homosexuelle oder Gläubige in Kuba&lt;br&gt;&#13;
kein politisches Problem mehr sind, scheint es, als ob sie&lt;br&gt;&#13;
nie eines gehabt hätten, ihre Geschichte geht vergessen.&lt;br&gt;&#13;
Ich versuche, diese Erinnerung aus einem menschlichen&lt;br&gt;&#13;
Blickwinkel zu bewahren. Was eine Person fühlte, die als&lt;br&gt;&#13;
öffentliche Person verschwand. Man hat sie nicht ins Gefängnis&lt;br&gt;&#13;
gesteckt, man hat sie nicht gefoltert, man hat sie&lt;br&gt;&#13;
nicht geschlagen, aber man verurteilte sie zu einem Tod als&lt;br&gt;&#13;
Bürger. Diese Art von Geschichte versuche ich in meinen&lt;br&gt;&#13;
Geschichten zu bewahren und zu retten.&lt;br&gt;&#13;
Leonardo Padura
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>15 Apr 06 16:31:19 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/17/Ich%20will%20Erinnerung%20bewahren</guid></item><item><title>Help me pls</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/2307/Help%20me%20pls</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;arkadaşlar bu yazıyı çeviribilirseniz çok sevinirim &lt;br /&gt;&#13;
param yok ama hayır duamı esirgemem inşallah biriniz çevirir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kezban bir erkek gibi elini kalçasına dayamış hücüm edecek gibi duruyordu.Fakat yüzü , gözleri  son derece sakindi.Yavaş yavaş yapacağını anlattı.Mutlaka babasına kimin kurşun attığını arayıp bulacaktı.Sonra bu katili hükümete verecek , astıracaktı.Fakat Hacı Durmuş ümitsiz bir yaşlıydı.”Adliye iki kapılıdır.Birisinden girilir , öbüründen çıkılır.” Diyordu.Hem kasaba komutanı Eseoğlu’nun en iyi adamıydı.Mümkün değil onun adamlarını içeriye attıramaz.Sonuçlarını görmezlikten gelirdi.Yaşlı adamın soğukkanlılığı kıza garip göründü.Başını yukarı kaldırdı:&lt;br /&gt;&#13;
-Amca , ben ahımı kimsede bırakmam!  dedi.&lt;br /&gt;&#13;
Başka bir yanıt beklemeden dışarı çıktı.&lt;br /&gt;&#13;
Eseoğlu , öksüz kalan Kezban’ın güzelliğini zaten biliyordu.Şimdi ona daima: “Babasını eşkiyalar vurdu , çok acıyorum.Kimsesiz kız! Ne yapacak? Ben Yörük Hocayı çok severim.Bu zavallı adamın hatırı için , onu Tanrı’ın emriyle , Peygamberin kavliyle almak isterim.” diye sürekli haberciler gönderiyor , Kezban’dan ne evet , ne hayır , bir cevap alıyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>Çeviri, almanca</category><pubDate>19 Feb 09 15:26:59 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/2307/Help%20me%20pls</guid></item><item><title>Friedrich Nietzsche:AFORİZMALARINDAN SEÇMELER</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/30/Friedrich%20Nietzsche%3AAFOR%C4%B0ZMALARINDAN%20SE%C3%87MELER</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az .. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan ...&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki ...&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder. Genel iyiyüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsanları şiddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmiştir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik ...&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bizzat kendimizde olan bir değeri övdüğü, okşadığı zaman mucizeyi de, usdışını da kabul ederiz.&lt;br&gt;&#13;
Yarı-bilim tam bilimden daha üstündür. O, sorunları olduklarından daha kolay görür ve bununla görüşünü daha anlaşılır, daha inandırıcı kılar.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Çok düşünen partici olmaya uygun değildir; o, parti arasında düşüncesini çok çabuk sızdırır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Kötü belleğin iyi tarafı, aynı şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br&gt;&#13;
Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha çok acı çeker. 
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>06 May 06 16:52:53 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/30/Friedrich%20Nietzsche%3AAFOR%C4%B0ZMALARINDAN%20SE%C3%87MELER</guid></item><item><title>Ohne Thema</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/1881/Ohne%20Thema</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Sendung ist in Transport ins Zielland aufgenommen
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>06 Feb 08 11:47:50 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/1881/Ohne%20Thema</guid></item><item><title>Ohne Thema</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/1882/Ohne%20Thema</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Sendung ist in Transport ins Zielland aufgenommen
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>06 Feb 08 11:48:14 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/1882/Ohne%20Thema</guid></item><item><title>Minima Moralia'dan Seçmeler</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/32/Minima%20Moralia%27dan%20Se%C3%A7meler</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Minima Moralia'dan Seçmeler&lt;br&gt;&#13;
 &lt;br&gt;&#13;
 &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
 &lt;br&gt;&#13;
Allah sizden razı olsun Doktor Bey. Zararsız hiçbir şey kalmadı. Küçük zevkler, düşünme yükümlülüğünden vareste tutulduğunu sandığımız bütün o yaşam belirtileri, artık yalnız dikkafalı bir bönlüğü, inatçı bir körlüğü yansıtmakla kalmıyor, kendi karşıtlarına da hizmet ediyorlar. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Çiçeklerin üzerine düşen şiddet gölgesi görülmediği anda bahar dalı bile yalana dönüşür; "ne kadar hoş!" gibi masum bir ünlem bile mide bulandıracak kadar nahoş bir varoluşun mazereti olur. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Artık güzellik ve avunu yoktur - korkunç olanı gören, ona dayanabilen ve olumsuzluğun avunusuz bilinci içinde yine de daha iyi bir dünya olasılığına bağlı kalan bakıştan başka. Bütün doğal, kendiliğinden davranışlardan, her türlü tezcanlılıktan kuşkulanmak gerekir,çünkü varolanın daha üstün gücü karşısında fazlaca bükülgen bir tavır anlamına gelir bu. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Eskiden yalnız kadeh tokuşturma sahnelerinde kendini gösteren rahatlık ve serbestliğin dipte yatan o kötücül anlamı, daha dostane duygulara da bulaşmıştır artık. Trendeki rastlansal söyleşide, varacağı anlamın cinayet olduğunu bildiğimiz halde tartışmadan kaçınmak için onayladığımız birkaç söz bile çoktan ihanetin içine çekmiştir bizi: Hiçbir düşünce iletişimin dışında duramaz, onu yanlış yerde, yanlış bir uzlaşma içinde dile getirmek, doğruluğunu da yok etmek olur. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Gittiğim her film, bütün direncime karşın, biraz daha aptallaştırıyor beni, biraz daha kötüleştiriyor. Kolay kaynaşma yeteneği de, bu soğuk dünyada hâlâ birbirimizle konuşabileceğimiz yanılsamasını beslemekle adaletsizliğin suçortağı oluyor, öylesine söylenip geçilmiş tatlı sözler ve gelişigüzel cevaplar, cevap verenle birlikte soruyu soranı da alçaltarak suskunluğun sürmesine hizmet ediyor. Tatlı sözlülüğün ve sokulganlığın içinde gizil bir boyut olarak hep varolan o habis ilke, asıl vahşetini eşitlikçi ilkede açığa vurur.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Alçakgönüllülük ve tenezzül birdir. Ezilenlerin zaaflarına ayak uydururken, aslında bu zaaflarda iktidarın önkoşulunu onaylamış ve egemenliğin uygulanabilmesi için zorunlu olan kabalığı, duyarsızlığı ve şiddeti kendimizde de geliştirmiş oluruz. Eğer bugün tenezzül jesti bir yana bırakılmışsa ve ortada görünen sadece uyum ve kaynaşmaysa, bunun bir tek nedeni vardır: İktidarın bu kusursuz gizlenişi, yadsıdığı sınıf ilişkisinin daha da amansızca sürmesine hizmet ediyordur. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Aydın için, biraz olsun dayanışma gösterebilmenin tek yolu katı bir yalnızlıktır şimdi. Her türlü işbirliği, toplumsal katılma ve kaynaşmanın bütün insanca değeri, insanlık dışı koşulların sessizce onaylanmasını örten bir maskedir yalnızca, insanların çektikleri acılardır asil paylaşılması gereken: Onların haz ve eğlencelerine doğru atılmış en küçük adım, acılarının daha da şiddetlenmesine yol açacaktır.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Antitez&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
İnsanlara mesafeli davranan kişiyi bekleyen bir tehlike vardır: Kendisinin başkalarından daha iyi olduğunu sanmak ve topluma yönelttiği eleştiriyi de kendi özel çıkarını gizleyen bir ideoloji olarak istismar etmek. Kendi yaşamını doğru bir varoluşun çelimsiz ve kırılgan imgesine uygun olarak kurmaya çabalarken, imgenin hem kırılganlığını hem de hiçbir zaman gerçek yaşamın yerini tutamayacağını aklından çıkarmaması gerekir. Ama içindeki burjuvanın ağırlığı, böyle bir bilince bağlı kalmasını zorlaştırır. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Mesafeli gözlemci de aktif katılımcı kadar içindedir dünyanın; ilkinin tek avantajı, bunu bilmesinden ve bir de her çeşit bilginin verebileceği o çok küçük, çok sınırlı özgürlükten ibarettir, iş dünyasından uzaklığı da ancak yine o dünyanın sunduğu bir lükstür. Çekilme ve uzaklaşma jestinin tam da yadsıdığı dünyanın bazı özelliklerini taşımasının nedeni de budur. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Kendisinde de burjuvanınkinden ayırdedilemeyecek bir soğukluk geliştirmek zorunda kalır. Monadolojik ilke,2 protesto ederken bile egemen evrenseli içinde taşımaktadır. Proust, fotoğraflarda, bir dükün büyükbabasıyla orta sınıftan bir Yahudininkinin, aralarındaki toplumsal statü farklarını unutturacak kadar birbirini andırdığını söylemişti; bu gözlem aslında çok daha geniş bir alanda da geçerlidir: Bir çağın birliği, bireysel varoluşun mutluluğunu, hatta manevi tözünü oluşturan bütün ayrımları nesnel olarak siler, ortadan kaldırır. Eğitimin gerilemesinden söz ediyoruz, oysa Grimm'inkiyle ya da Bachofen'inkiyle3 karşılaştırıldığında, kendi düzyazımıza da kültür endüstrisininkini çok andıran bazı söyleyiş özelliklerinin bizden habersiz sızmış olduğunu görebiliriz. Latince ve Yunanca'ya da Wolf ya da Kirchoff* kadar hâkim deği-lizdir artık. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Uygarlığın yeniden cehalete dönüştüğünü belirtiriz, ama kendimiz de mektup yazma sanatını unutur, Jean Paul'dan bir metni, yazarın kendi döneminde okunmuş olabileceği gibi okuma yeteneğini yitiririz. Yaşamın kabalaşmasına, hunharlaşasına bakarak ürpeririz, ama nesnel olarak bağlayıcı bir ahlaktan yoksun olduğumuz için de, her adımda, insani ölçüler açısından barbarca olan, hatta iyi ailelerin o çok şüpheli değerleri açısından bile düşüncesizlik sayılması gereken eylemlerin, konuşmaların ve hesapların içinde buluruz kendimizi. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Liberalizmin çözülüşüyle birlikte, burjuvazinin asıl ilkesi olan rekabet de, aşılmak şöyle dursun, toplumsal sürecin nesnelliğinden taşarak, bu sürecin çarpışan ve itişen atomlarının bileşimine ve böylece de bir bakıma onun antropolojisine sızmıştır. Yaşamın üretim sürecine bağımlı kılınması, bizim kendi üstün irade ve seçişimizin sonucu sanmaya pek yatkın olduğumuz o yalnızlık ve yalıtılmışlığın bir benzerini zaten herkese bir aşağılanma olarak tattırmaktadır. Kendi tikel çıkarları söz konusu olunca her bireyin kendini bütün ötekilerden daha iyi sayması da, başkalarına bütün müşterilerin toplamı olarak kendinden daha çok değer vermesi kadar eski bir bileşenidir burjuva ideolojisinin. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Eski burjuva sınıfının iflasından beri bu iki düşünce de, hem burjuvazinin son düşmanları hem de son burjuvalar olan aydınların zihninde bir tür ikinci yaşam sürdürmüştür. Aydınlar, varoluşun çıplak yeniden-üretimi karşısında hâlâ düşünmeye yeltenmekle, ayrıcalıklı bir grup olarak davranırlar; ama işi orada bırakmakla da bu ayrıcalığın boşluğunu ilan etmiş olurlar, özel varoluş, insana yaraşır bir varoluşa benzemeye çalışmakla ona ihanet eder, çünkü bu tür benzeyişler ancak genelin dışına çıkarak gerçekleşir ve üstelik genelin kendisi de bağımsız düşünceye her zamankinden fazla muhtaçtır. Kurtulmak imkânsızdır bu çelişkiden. &lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Tek sorumlu davranış biçimi şu olabilir: Kendi bireysel varoluşumuzu bir ideolojiye dönüştürmekten kaçınmak ve özel yaşamımızı da en alçakgönüllü, en iddiasız ve en gürültüsüz biçimde sürdürmek - ama arak iyi yetişmiş olmanın bir gereği olarak değil, bu cehennemde hâlâ soluyabilecek havayı bulabiliyor olmanın utancından ötürü.&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
&lt;br&gt;&#13;
Çev: Orhan Koçak&lt;br&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>06 May 06 17:26:04 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/32/Minima%20Moralia%27dan%20Se%C3%A7meler</guid></item><item><title>Schliesslich bin ich ein guter Tag!</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/23/Schliesslich%20bin%20ich%20ein%20guter%20Tag%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://image001.mylivepage.com/chunk1/12723/8/clip_image002.jpg" border="0" alt="" /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>18 Apr 06 16:01:59 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/23/Schliesslich%20bin%20ich%20ein%20guter%20Tag%21</guid></item><item><title>No subject</title><link>http://naz.mylivepage.com/forum/7/18/No%20subject</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;»Für mich kommt ein Exil nicht&lt;br&gt;&#13;
infrage. Die Identität und die&lt;br&gt;&#13;
Realität Kubas sind für mich eine&lt;br&gt;&#13;
Obsession: Ich will unbedingt&lt;br&gt;&#13;
hier bleiben, denn anderswo&lt;br&gt;&#13;
könnte ich nicht leben. Es&lt;br&gt;&#13;
herrscht hier eine ganz besondere&lt;br&gt;&#13;
Atmosphäre, wie sich die&lt;br&gt;&#13;
Menschen verhalten, wie sie&lt;br&gt;&#13;
leben, wie sie einander begegnen.&lt;br&gt;&#13;
Das ist ein anderer Lebensrhythmus,&lt;br&gt;&#13;
der mir als Schriftsteller&lt;br&gt;&#13;
entgegenkommt.«&lt;br&gt;&#13;
Leonardo Padura&lt;br&gt;&#13;
Impressum&lt;br&gt;&#13;
Unionsverlag, Rieterstrasse 18&lt;br&gt;&#13;
CH-8027 Zürich&lt;br&gt;&#13;
Telefon: +41 1 281 14 00&lt;br&gt;&#13;
Telefax: +41 1 281 14 40&lt;br&gt;&#13;
E-Mail: mail@unionsverlag.ch&lt;br&gt;&#13;
www.unionsverlag.com&lt;br&gt;&#13;
»Mario Conde ist ein Polizist der&lt;br&gt;&#13;
Molltöne, ein Mann, der seine&lt;br&gt;&#13;
Freunde über alles stellt. Einer,&lt;br&gt;&#13;
der keine Ahnung hat, wie er sich&lt;br&gt;&#13;
die Pistole umhängen soll und&lt;br&gt;&#13;
der sich auch nicht mit Gewalt&lt;br&gt;&#13;
durchsetzen kann. Einer, der von&lt;br&gt;&#13;
sich behauptet, methodisch vorzugehen,&lt;br&gt;&#13;
es dann aber eher unkoordiniert&lt;br&gt;&#13;
und unüberlegt angeht.&lt;br&gt;&#13;
Der den Liebschaften seiner Jugend&lt;br&gt;&#13;
treu bleibt, widerstandsfähig&lt;br&gt;&#13;
aber sanft wie das tropische&lt;br&gt;&#13;
Klima. Ein perfektes Leben ist ein&lt;br&gt;&#13;
hervorragender Kriminalroman,&lt;br&gt;&#13;
seine Hauptfigur geht zu Herzen&lt;br&gt;&#13;
und der Autor hat Klasse. Außerordentliche&lt;br&gt;&#13;
Klasse.« La Verdad&lt;br&gt;&#13;
»Diese Ermittlungen sind der Anlass,&lt;br&gt;&#13;
in die kubanische Realität&lt;br&gt;&#13;
einzutauchen. Hier ist nichts wie&lt;br&gt;&#13;
es scheint, und Padura weiß,&lt;br&gt;&#13;
wovon er spricht. Er kennt diese&lt;br&gt;&#13;
Menschen, die ihr wahres Gesicht&lt;br&gt;&#13;
verbergen. Aber sie alle begegnen&lt;br&gt;&#13;
ihrem Schicksal, und es&lt;br&gt;&#13;
zieht sie in tragische Verwicklungen.&lt;br&gt;&#13;
« Le Monde&lt;br&gt;&#13;
Handel der&lt;br&gt;&#13;
Gefühle&lt;br&gt;&#13;
Erscheint Frühjahr 2004&lt;br&gt;&#13;
Labyrinth der&lt;br&gt;&#13;
Masken&lt;br&gt;&#13;
Erscheint Herbst 2004&lt;br&gt;&#13;
Das Meer der&lt;br&gt;&#13;
Illusionen&lt;br&gt;&#13;
Erscheint Frühjahr 2005
&lt;/p&gt;</description><category>General</category><pubDate>15 Apr 06 16:32:28 GMT</pubDate><guid>http://naz.mylivepage.com/forum/7/18/No%20subject</guid></item></channel></rss>
