Girişuser Başvurusu
ALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ
 

TÜRKÇE-ALMANCA ALMANCA-TÜRKÇE ÇEVİRİ HİZMETLERİ SUNULUR ONLİNE ALMANCA ÇEVİRİ YAPILIR HER DÜZEYDE ALMANCA DERSLERİ VERİLİR (ANTALYA'DA) 05386625585 05058164778 05435329628 FAX: 0242 247 15 88 naz_020@hotmail.com Dedeman-Antalya


Favorilere Ekle Send me an e-mail
İlginç websiteleri
Diğer siteler
qasimhv Qasim Huseynov
melihtunek Melih Tünek
avci-elektronik bozuyuk avci
aliak Ömer HALİT
salihagrak salih agrak
En çok yorumlanan başlıklar
En iyi yorumcu
naz naz tuna
Yorumlar: 15
t-90 t tt
Yorumlar: 1
Ziyaretçi
baculka73 baculka
19 gün önce 15.11.2009 00:37:12
mimsi33 mimi dimitrova
41 gün önce 24.10.2009 14:16:48
Təqvim
<
Aralık 2009
>
PztSÇPrşCCmtP
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Abonelik
e-Posta: 
Ana SayfaALMANCA TÜRKÇE TÜRKÇE ALMANCA ÇEVİRİ HİZMETLERİ / Pages / General / Çevirmen etiği ve çeviri ilkeleri

Çevirmen etiği ve çeviri ilkeleri

0.00 (0)

Çevirmen etiği ve çeviri ilkeleri



image Yorumlar: 4 Görünümler: 16718 [Keçmişi qaydasına sal] Ölçü:36 bayt
Son dəyiştirən: naz naz tuna 832 gün önce 24.08.2007 23:34:16
GöndərənDaxil

naz Mesaj gönder
naz tuna
imageÇEVİRMENLİK MESLEĞİNİN İLKELERİ VE ETİĞİ
1328 gün önce 15.04.2006 17:01:25 Alıntı('12723','12723','7','47')">Spam rapor edin

Çeviri Etiği

ÇEVİRMENLİK MESLEĞİNİN İLKELERİ VE ETİĞİ

1. Çeviri iki ayrı dil ve kültür arasında, başka bir deyişle uluslar arası iletişimi sağlayan bir uzmanlık alanıdır. Bu açıdan çeviri kendi içerisinde uygulama alanlarına bölünen profesyonellik isteyen ayrı ve özerk bir meslek dalı, zihinsel ve entelektüel bir etkinliktir.
2. Toplam 20 maddeden oluşan çevirmenlik mesleğinin ilkeleri ve etiği Dernek üyeleri için bağlayıcı niteliktedir. Bu maddelerin ihlali durumunda üyeler derneğe karşı sorumludur. Bu ilkeler çevirmenin mesleki tutumunu ve çevirmenin iş sahibi (çeviriye ihtiyaç duyan kişi ya da kuruluş) ya da işi verenle (iş sahibi ya da çeviriyi çevirmene ileten kişi ya da kuruluş) arasındaki karşılıklı yükümlülükleri düzenler. Metnin devamında ilgili yerlerde ‘iş sahibi’ ve ‘işi veren’, ‘işveren’ olarak geçecektir.

3. Çevirmen yaptığı çevirinin dilini ve çevirinin konusunu bilmekle ya da bu konuda araştırma yaparak kaynak metne anlamca uygun işlevsel bir çeviri metni oluşturmakla yükümlüdür. Çevirmen işleyen bir çeviri için orijinal metnin amacına, içeriğine ve üslubuna uygun ve ayrıca iş sahibinin ihtiyacına veya taleplerine cevap veren bir çeviri gerçekleştirmekle yükümlüdür. Üstlendiği işin gerektirdiği dil ve konu bilgisine sahip olmadığı halde sahipmiş gibi beyanda bulunamaz.

4. Çevirisinde, ihtiyaç sahibinin koşullarını dikkate alarak yanlış veya yetersiz anlamaları önlemek, çevirmenin sorumlulukları içindedir. Gerektiğinde işvereni, olası yanlış anlamalara karşı ve çözüm bulunamadığı durumlar hakkında bilgilendirir . İşveren de bu konuda eşgüdümlü davranmak, çevirmenin çeviriyle ilgili sorularını yanıtlamakla ve çevirmene çeviri için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Bu durumda çevirmen ve işveren, doğru ve yeterli anlaşmayı sağlamak için karşılıklı olarak birbirlerini çevirinin biçimi ve sorunları hakkında bilgilendirmek ve gerekli açıklamaları yapmakla yükümlüdürler.

5. Çevirmen çeviriyi aldığı andan itibaren işverenle taahhütleri yerine getireceğine dair yazılı ya da sözlü bir anlaşma yapabilir. Ancak bu tür anlaşmalar olmadığı durumlarda da çevirmen ve işveren çeviriden dolayı oluşan yükümlülükleri karşılıklı olarak dikkate almalıdırlar.

6. Çeviri ücreti yazılı ya da sözlü anlaşmada kararlaştırılan, çevirinin niteliğine ve genel kabule uygun olan bir miktar üzerinden belirtilen tarihte belirtilen miktar üzerinden çevirmene ödenir. Sözlü ya da yazılı anlaşmayı yerine getirmeyen işvereni çevirmen hakem kuruluna bildirebilir, hakem kurulu duruma göre gerekli müdahalede bulunmakla yetkilidir.

7. Çevirmen ve işveren arasında yapılacak olan anlaşmada, işin teslim süresi ya da tarihi, nitelik düzeyi, ihtiyaç biçimi, teslim biçimi, ödeme koşulları, telif hakları gibi hususlar belirlenir. Durumdaki olası değişiklikleri her iki taraf da gecikmeden karşı tarafa bildirmekle yükümlüdür.

8. Çeviri, yapılan sözlü ya da yazılı akitte öngörülen zamanda ve nitelikte teslim edilmelidir. Elde olmayan nedenlerden ötürü çeviri geri verilmek zorunda kalınırsa, ya da zamanında teslim edilemeyecekse çevirmen işverenin mağdur olmaması için bu durumu en kısa zamanda işverene bildirmekle yükümlüdür.

9. Çevirmen kendi uzmanlık alanına girmeyen işlerde veya işlerin acil olarak istenmesi durumunda (örneğin organizasyon gerektiren durumlarda) çevirinin tesliminde doğacak aksaklıkları işverene bildirir. Böyle durumlarda çevirinin yeterliliği ve uygunluğu bu özel koşullara göre değerlendirilir.

10. İşveren anlaşma öncesi çevirmenden örnek çeviri isteyebilir. Teslim edilecek işin yeterliliği için örnek çeviri ölçüt oluşturur. Örnek çeviri de ücrete tabiidir. Örnek çeviri boyutunun makul olması esastır. Ücretlendirme durumu karşılıklı anlaşmayla tespit edilir. Örnek çeviriyi denetleyecek kişinin kesinlikle çeviri konusunda yetkin olması gerekmektedir, bu kimse çevirmenle koordineli çalışacağını taahhüt eder.

11. Ücret, çeviri dili, metin türü, işin acilliği ve çevirmenin çeviri sürecinde verdiği hizmete göre değişiklik gösterebilir. Türkiye’de yaygın uygulamalardan yola çıkarak bir sayfanın 1000 vuruş olarak tespit edilmesi önerilir. Çevirmen aldığı işle ilgili masraflarını (kırtasiye, disket, fotokopi, renkli fotokopi, posta ücreti, kurye gibi sair masraflar) piyasa koşullarına uygun oranda ayrıca talep etme hakkına sahiptir.

12. Banttan çeviri, film çevirisi, sözlü çeviri ve benzeri çeviri türleri için de çevirmenin haklarının gözetilmesi esas alınır. Banttan çeviride gerekli olan dinleme süresi ya da bandın yazıya dökülme süresi de ayrıca ücrete tabiidir. Bu alanlarda derneğin tavsiyeleri esas alınır.

13. Kitap olarak yayımlanacak metinlerde, işveren elde olmayan nedenler dışında yapıtı taahhüt ettiği tarihte yayımlatmakla yükümlüdür. Yayıncı bu anlamda çevirmenin telif haklarını gözetmek ve anlaşma uyarınca basılan kitap sayısı oranında çevirmenin hizmetini ücretlendirmek durumundadır. Çevirmen ile işveren arasında bu konudaki sözlü ya da yazılı anlaşmaların ihlali durumunda başvuru üzerine hakem kurulu gerekli önlemleri alabilir.

14. Çevirmen, güveni suiistimal edecek şekilde tahrifatlı ve yetersiz çeviri yapması durumunda sözlü ya da yazılı akde aykırı davranmış sayılır. Bu tür durumlar tarafların başvurusu üzerine derneğin hakem kurulunca incelenerek mesleki yaptırımlar uygulanabilir.

15. Çevirmen çevirdiği metindeki gizli olduğu belirtilen bilgileri üçüncü şahıslara duyuramaz, bu bilgileri saklamakla yükümlüdür.

16. Çevirmen, görevini yerine getirirken, haksız ve hileli rekabete girmeyecektir. Bu anlamda fiyat kırma ya da meslektaşlarını karalama gibi davranışlarda bulunamaz.

17. Yetersiz ya da yanlış çeviri, haksız rekabet gibi konularla ilgilenen hakem kurulu mesleğin saygın ve deneyimli kişilerinden, akademisyenlerden ve hukukçulardan oluşur. Görüşülecek konuya bağlı olarak konuyla ilgili uzmanlar kurula katılır.

18. Çevirmenler, çevirmenlik mesleğinin özerk bir meslek olduğunun ve uzmanlık gerektirdiğinin bilincinde olarak bu durumu davranışlarına da yansıtmalıdırlar.

19. Dernek üyeleri derneğin tanıtılması ve çevirmenlik mesleğinin bir uzmanlık alanı olarak kabul görmesi ve çeviri işlerinin işlevsel yapılması için gerekli girişimlerde bulunurlar ve bu konuda gerekli dayanışmayı sağlamayı ve derneğin menfaatlerini gözetmeyi taahhüt ederler.

20. Dernek üyeleri derneğin adını doğrudan kendi amaçları ve menfaatleri doğrultusunda kötüye kullanamaz.



Çeviri Derneği www.ceviridernegi.org






naz Mesaj gönder
naz tuna
imageNo subject
1328 gün önce 15.04.2006 20:59:42 Alıntı('12723','12723','7','52')">Spam rapor edin

Ç.E.V.İ.R.M.E.N.” NE DEMEKTİR?



Ağır Bir Soruya Hafif Bir Yanıt

Yurdanur Salman

Ç- Çile Demektir

Çevirmenler çileci kişilerdir. Genlerine mazohistlik karışmış olmalıdır. Okuma-anlama, yorumlama, yazma konusunda - bazen - üstün beceriler geliştirmiş olmalarına karşın, ömür boyu zevkle okuma, yorumcu olma, yazarlık yapma gibi daha doyurucu uğraşları seçmezler de, başkalarının ürettiği metinlerle uğraşıp durmak gibi - pek de akıllıca görülemeyecek - bir uğraşı seçerler. Bu seçmeyi neden yaptıklarını, çevirmenlere ancak kendileri - ya da ruh doktorları - açıklayabilir.

E - Emek Demektir

Emeklemek olarak da anlaşılabilir bu. Çünkü çeviri becerisini elde edebilmek için uzun süre yerlerde sürünmek, sayfaların üzerinde emek-le-mek gerekir. Çeviri uğraşının ne denli büyük, uzun süreli, acılı, sancılı - sonunda hep eksiklik ve yetersizlik duygusu bırakan - bir emek harcaması olduğunu ancak, bir sayfa bile olsun çeviri yapmayı deneyenler bilir. Uzun metinler, kalın kitaplar, yaratıcı yazılar çeviren - deviren değil!- çevirmenlerin bunu nasıl ve neden yaptıklarına hep şaşmak gerekir. Toplumsal düzenimiz içinde her emeğin, olumlu ya da olumsuz bir ödülü olması gerektiğine göre, çevirmenler için de belki okurlarının hayır dualarına gereksinme duyan emekçiler ya da kendilerini bilgiyi ulaşılabilir kılmaya adamış Tanrı kulları olarak bekledikleri - ve bazen belki buldukları - bir ödül vardır kendilerince. Yoksa, güzelim emekleri boşa gitmiş demektir.

V - Vasıta/Aracı Demektir

Çevirmen, vasıta/aracı olmayı seçmekle, gene alçak - ama çok alçak - gönüllü davranmaktadır. Atasözü “Alçak eşeğe herkes semer vurur,” der, ama kendilerini bilen çevirmen o tür alçaklardan değildir. Her yayıncı çevirmene istemediği kitabı çevirtemez. Çevirmen etinden kanından damıtacağı, güzel aklından süzeceği metinleri kendisi seçer, kendince yorumlar ve başka bir dilde - organik olarak - yeniden örer. Bu aktarma/iletme/kotarma işine beyninin hücreleri, hücrelerinin çekirdekleri, DNA'ları, akıllı genleri dörtnala koşarak katılır. Katılmıyorsa, çevirmen iyi bir vasıta/aracı/iletken olamamış demektir. Yazın çevirisi yapıyorsa, çevirmenin eski hücrelerindeki kayıtları tam kapasite kullanması, sinir uçlarını daha da uzatması, titreşimlerini arttırması, arada bir delirmesi ya da delirmeye yaklaşması, ama hemen sonra aklını yeniden başına toplaması gereklidir. Yazarlar ve şairler zaten normalin dışına taşmış kişilerdir. Aynı taşkınlığı yakalayabilmek, ama milimetresine dek ayarlayabilmek, aşırı taşkınlığa kaçmamak, azımsanacak beceriler değildir. Çevirmen de o yazar, o şair ölçüsünde oyuncu, yaratıcı, çılgın, renkli, aykırı, ölçüsüz, ince ayarlı, coşkulu, bazen de numaracı (?) olabilmek ister istemesine, ama haddini bilmek zorundadır. Vasıta vasıtadır: Vasıtalığının ölçüsünü bilmek durumundadır!

İ - İş Ama Çok Zorlu İş - Demektir

Çevirmenlerin işi hiç bitmez. En iyisi bu işe hiç başlamamaktır, ama çevirmen - her nedense ya da her nasılsa - başlamıştır bir kez. Yazar tek bir metinle uğraşır; belki metnini yeniden yazar, kısaltır, uzatır, değiştirir; metin onun tekelindedir, kafasındadır, elindedir, metnini istediği dozda ayarlama, istediği yerde kesme, istediği dönemeçten istediği hızda ya da ya da kopuklukta döndürme özgürlüğüne sahiptir. Çevirmen - isteyerek seçmişse - yazarına bir yandan sevgi duyar, özenir; bazen de kızar; gene de büyük bir saygıyla yaklaşmak zorundadır ona!

Çevirmen, kölesi olmadan izlemek zorundadır yazarını. Tanımak, bütün yapıtlarını okumak, o yapıtları açıklamaya yardımcı olacak kaynaklara başvurmak zorundadır. Zaten özgün dili öğrenebilmek için yeterince çile çekmiştir gençliğinde. Şimdi de o yazarın, o yapıtın özgün dilini çözmek için daha çileli bir yola girmiştir. Kendi metnini - ürke ürke - üretmeye girişir. Bu ilk çekiştir - derin bir iç çekiş de olabilir bazen elbette! Biçem yakalanmamıştır, anlam tam çözülememiştir, titreşimler aynı incelikle aktarılamıyordur! Ara vermek gerekmektedir; hava dağıtmak gerekmektedir. Hava değişimi bile gerekebilir bu aşamada! Neyse, başlanmış işi bitirmek, ama mayayı da tutturmak gerekir. Bütün bunlar çevirmenin, kimsenin anlamadığı, belki tahmin bile edemediği dertleridir. Bu arada çevirmenin benzi iyice sararabilir; bunu ancak onu çok sevenler - belki annesi, sevgilisi, can dostları falan - fark edebilirler. Bu gibi dertler içinde çevirmen başladığı metnin çevirisini, birkaç yazımdan, binlerce düzeltmeden ve ince ayarlamadan sonra, ama her zaman başlangıçta tahmin ettiğinden çok daha uzun bir sürede tamamlar. Yayıncısına teslim ederken - hiç kurtulamadığı “eksiklik” duygusu nedeniyle - boynu biraz büküktür, özür diler gibidir. Yayıncı da bunu hemen sezerek çevirinin telif hakkını düşük tutma ya da çeviri ücretinin ödenmesini erteleme fırsatından yararlanır. İşte çeviri, çevirmenin başına, metni çevirmenin getirdiği o zorlu işin dışında böylesi işler de açar. Evet, çeviri çok zorlu bir iştir!

R - Rahatsızlık Demektir

Bir çeviriyi tamamladıktan sonra çevirmen rahatlama isteği duyabilir, çünkü yorulmuştur, ama - çevirisine ilişkin olarak - içini hiçbir zaman bir rahatlık duygusu kaplayamaz. “O sözcüğü kullanmasaydım”, “O tümceyi öyle bitirmeseydim”, “Keşke son paragrafı daha vurucu kılsaydım”, “Kahraman iç çekerken ‘of' sözcüğünü dört yerine beş ‘f' koyarak yazsaydım”, “Küfürleri pek fazla sansür uygulamadan kullansaydım”, “İngiliz mizahının dozunu Türk mizahının dozuna çıkarmasaydım”, vb. vb. gibi pişmanlıkların getirdiği rahatsızlıkla günlerce dertli dertli dolaşır. Basılmış metni eline aldığında, ‘of'u yazarken kullandığı dört harfin, ikiye indirilmiş olduğunu görünce intiharın eşiğine gelir, ama bütün bunları her nasılsa atlatır... Hatta aynı yazarın ikinci bir kitabını çevirmek için aynı yayınevince ikna bile edilebilir. Bu da hiç anlaşılabilir bir şey değildir. Çevirmenimiz iyice rahatsızdır gerçekten!

M - Marifet/Beceri Demektir

Çevirmenin bir “dil canbazı” olması beklenir. Canbazlık, canıyla oynamak anlamına geliyorsa, çevirmen gerçekten canını tehlikeye atmaktadır. Uzun ve derin anlamlı metinlerin içine dalmak gözüpeklik ve çeşitli marifetler, beceriler edinmiş olmayı gerektirir. Bu marifetler, tıpkı derin sulara tüpsüz dalmayı öğrenmek gibi yavaş yavaş, sınaya deneye, düşe kalka, canını dişine taka taka edinilmiştir. Çevirmen bu marifetleri geliştirmemişse, gereken düzeyde edinmemişse, metnin derinlerinde ya da sığlarında boğulması işten - onun işlerinden biri - bile değildir. Bu gibi nedenlerle boğulan - yazarını da boğmuş olan - pek çok çevirmen vardır ama onların, üstünde adları yazılı mezarları olmadığından kimse ruhlarına hayırdua - ya da başka bir şey, hele hele anlamsızlıkta boğdukları metinlerden parçalar - okumaz, Marifetlerini geliştirmiş, bilemiş olan çevirmenin çevirilerini okumaya doyum olmaz. Bir çevirmenin geliştirebileceği üst-marifet ya da meta-beceri, mayayı tutturup tutturamadığını bilebilmesi, kendi pişirdiği aşın tadına - kayınvalidesinin bakacağı gibi acımasızca - bakabilmesidir!

E - Er-iş-mek Demektir

Her iyi şey sabır işidir, ama çevirmenlik - özellikle de yazın çevirmenliği - “Ya sabır!” işidir. Tıpkı Sisiphos'u, taşı yeniden tepeye çıkarmak üzere, bunun bilinci içinde aşağıya inerken takdir ettiğimiz gibi, çevirmeni de - hangi haklı ya da delice nedenle olursa olsun - başından kalktığı metnin çevirisine yeniden dönerken takdir ederiz. O kararlıdır, yazgısını kendisi seçmiştir, ermiş sabrıyla çalışması gerekir - zaten yazarın metnindeki gerçeklere, biçemin dozuna, dilin binbir oyununun işleyişine ve 99'uncu sayfaya yeni ermiştir - ayağı daha yeni suya ermiştir! Bu noktada bu metni bırakmak ya da sabrı, emeği, çileyi gevşetmek olmaz. Bu bilgiye birinci kitapta erişmek o kadar da kolay olmamıştır, ama ikinci, üçüncü, dördüncü kitaplarda çevirmenin kendisiyle ilgili olarak hikmetine erdiği gerçek şudur: “Bir kere yaptım, bir daha yapabilirim. Belki daha da kolay yapabilirim. Ne de olsa bu işin nasıl yapılacağını, en çözülmez görünen kesimlerin yeterince uğraşınca çözülebilir olduğunu, bitmeyecek gibi görünen uzun metinlerin bir gün gelip bittiğini yaşayarak gördüm. Bu da bana yeter! Bu metnin de sonuna er-iş-ebilirim.”

N - Neden Demektir

Bazı kişiler, “Neden çeviri yapmayayım, dil biliyorum ya!” derler. Yayıncıların çoğu yabancı dil bilenlere, “Neden - bize! - çeviri yapmıyorsunuz?” derler. Bazı çevirmenler de en son kitaplarını teslim ettikten sonra bile kendilerine, “Neden çeviri yapıyorum ben?” diye sorarlar. İlginç olan soru - anlamsız gibi görünse de - bu sonuncusudur, çünkü insanın giriştiği anlamlı ya da anlamsız işleri, uğraşları zaman zaman - iş işten geçtikten sonra bile- sorgulamasında yarar olabilir. Çevirmen, “Neden çeviri yapıyorum?” sorusunun yanıtını kendine hiçbir zaman açık seçik veremeyecektir, ama onun yanıtlaması beklenen başka bir soru vardır: “Nasıl/Ne kadar/Ne ölçüde iyi çeviri yapıyorum?” Elbette burada “iyi çeviri”yi belirleyen ölçütlerin ne olduğu sorusu akla gelebilir. Bu ölçütleri saptayabilmek son derece güçtür. Çeviri kuramı ne derse desin, bu sorunun yanıtı çevirinin okurunda gizlidir. Kitabın kaç okura ulaştığı, ulaştığı okurların neresine ne kadar ulaştığı da bilinemez. Bu nedenle de çevirmen bir yandan çileli uğraşını sürdürürken kendine, “Neden çeviri yapıyorum ben?” sorusunu sorup durmadan edemez.

YURDANUR SALMAN'ın çevirileri:

Yazın Kuramı / R. Wellek - A. Warren

Şiir Nasıl Yazılır? / Mayakovski



Resimde görülen kodları giriniz
İsminiz
E-posta
Sadece site sahibi görebilir
WWW

Mövzu

Sən Wiki vəya HTML etiketləri mətində isdifadə edə bilərsiniz.



Saytda kimlər var?
İsimsiz: 7 İsdifadəçi: 0 (?)
Suistimal | MyLivePage tərəfindən yerləşdirmə | | © Kolobok smiles, Aiwan